Bireysel Hedef Katsayısı – Performans Rejiminin Yeni Aşaması

 

Sağlık Bakanlığı, hepinizin yakından bildiği ve takip ettiği gibi, 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe koyduğu düzenlemeyle performansa dayalı ek ödeme sisteminin hesaplanmasında önemli bir değişikliğe gitti. Bireysel Hedef Katsayısı (BHK) olarak adlandırılan bu uygulama hazırlanırken Türk Tabipleri Birliği ve sağlık emek-meslek örgütleri resmî muhatap olarak kabul edilmemiş, Merkez Konseyimiz konuya ilişkin ilk bilgileri kamuoyuna yansıyan bilgi ve belgeler üzerinden edinmiştir. Uygulamanın teknik yönünü ve barındırdığı riskleri sade bir dille anlatan, görsellerle desteklenmiş değerlendirmemizi daha önce kamuoyuyla paylaşmıştık. Bu bilgi notunda ise BHK’nın sağlık politikaları içindeki yerini ve hekimlik ortamı bakımından taşıdığı anlamı, TTB’nin yıllardır ortaya koyduğu görüşler çerçevesinde ele almak istiyoruz.

BHK Neyi Değiştiriyor?

BHK, hekimlerin mesai içi hizmet puanını ve buna bağlı teşvik ek ödemesini etkileyen, 1 ile 1,4 arasında değişen ve her ödeme döneminde yeniden hesaplanan bir katsayıdır. Doğrudan temel ücrete, sabit ödemeye veya taban ödemeye uygulanmamaktadır. Uygulamanın ayırt edici yönü, hekimin katsayısının yalnızca kendi yaptığı işlemlerden elde ettiği puana göre değil, Bakanlığın benzer kabul ettiği sağlık tesislerinde çalışan aynı branştaki diğer hekimlerin puanlarına göre belirlenmesidir.

Bakanlığın hekimliği ve sağlık hizmetini formüller, puanlar ve hedeflerle yönetme eğilimi ne yazık ki yeni değildir ve sürmektedir. Bu anlayışın yakın örneğini aile hekimlerimiz yaşamaktadır. Aile hekimlerinin “Eziyet Yönetmeliği” adını verdikleri uygulamanın birinci basamakta ortaya çıkardığı sonuçlar, benzer düzenlemelere ilişkin kaygılarımızın haklı olduğunu göstermektedir. BHK da aynı yönetim anlayışının ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarındaki yeni biçimidir.     

 Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Performansa Dayalı Ödeme

Türk Tabipleri Birliği, performansa dayalı ek ödeme sistemini başından beri Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirmektedir. Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık hizmetinin finansman ve sunum biçimini değiştirirken sağlık emek sürecini de yeniden düzenledi. Sağlık hizmetleri adım adım piyasa dinamiklerine açıldı, hastaneler işletme mantığıyla yönetilmeye başlandı, hizmetin toplumsal yararı yerine işlem sayısı, gelir ve verimlilik ölçütleri öne çıkarıldı. Sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılması, hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının emeğinin değersizleştirilmesi ve güvencesizleştirilmesiyle birlikte yürüdü.

Performansa dayalı ödeme bu sürecin temel mekanizması olarak konumlandırıldı. Hekim emeğinin değeri, yapılan işin niteliği üzerinden değil, kaba nicel göstergeler ve işlem puanları üzerinden tanımlandı. Hekim geliri parçalandı, ücretin giderek daha büyük bir bölümü değişken ödemelere, dönemsel koşullara ve kurumun mali olanaklarına bağımlı hale getirildi. Emekliliğe yansıyan, izin ve hastalık dönemlerinde kesilmeyen, tek kalem ve güvenceli temel ücret talebimizi BHK karşısında da savunmaya devam edeceğiz.

Ücretin bireysel işlem üretimine bağlanması, hekim emeğinin ve çalışma temposunun denetlenmesinin de araçlarından biri oldu. Aynı zamanda hekimlerin ortak talepler etrafında buluşmasını zorlaştıran, kolektif hareket etme ve örgütlü mücadele olanaklarını zayıflatan bir işlev gördü. Hekimler, birbirinden farklılaşan gelirler ve bireysel performans sonuçları üzerinden konumlandırılmaya çalışıldı.

 BHK’nın İşlevi Rekabet ve Emek Denetimi

BHK, bu performans rejiminin özünü korumakta, ona yeni ve daha rekabetçi özellikler eklemekte. Önceki performans sisteminde hekimin yaptığı işlemler ağırlıklı olarak kendi puan hanesinde birikirken yeni model, aynı branştaki hekimleri birbirlerine göre değerlendirmekte. Hekimin gelirini etkileyen ölçüt artık yalnızca ne kadar çalıştığı değil, karşılaştırıldığı diğer hekimlere göre nerede bulunduğudur.

Bu yeni düzenlemeye neden gerek duyulduğu, sistemin işlevine bakıldığında anlaşılmakta. Sağlık hizmetinin artan gereksinimleri karşısında yeterli kadro, altyapı ve kaynak sağlamak yerine, mevcut kapasite içindeki işlem üretiminin mali teşviklerle artırılması hedeflenmekte. Bu, işin tabiri caizse “havuç” tarafıdır. “Sopa” tarafı ise hekimleri gelirleri üzerinden terbiye etmektir.

Bir branştaki bütün hekimler daha fazla çalışıp daha çok puan üretse bile matematiksel bir gerçek olarak herkes aynı anda karşılaştırma grubunun üzerinde yer alamaz. Hekimlerin işlem üretimi arttıkça karşılaştırma ölçütünün de yükselmesi, ulaşılabilecek ve sonrasında korunabilecek sabit bir hedef bırakmamaktadır. Göreli karşılaştırmanın bu basit gerçeği, BHK’nın hedefi sürekli hareket ettirerek çalışma yoğunluğunu artıran bir emek denetimi mekanizması kurduğunu göstermektedir. Kurumun hizmet üretme baskısı böylece hekimin kendi çalışma temposunu ve meslektaşlarının puanlarını sürekli gözetmesine dayanan bir disiplin mekanizmasına dönüşecektir.

 İyi Hekimlik Puana Sığmaz

Bakanlık, uygulamanın amacını hastaların nitelikli hizmetlere erişimini geliştirmek olarak açıklamakta. Ancak iyi hekimlik işlem sayısına ve puana indirgenemez. Karmaşık bir hastaya yeterli zaman ayırmak, ayrıntılı değerlendirme yapmak, doğru endikasyon koymak, gereksiz tetkik ve girişimden kaçınmak, hastayı bilgilendirmek, meslektaşlarla olgu tartışmak ve bakımın sürekliliğini sağlamak hekimliğin asli unsurlarıdır. Bunların önemli bir bölümü performans cetvelinde görünmezken kısa sürede daha fazla işlem üretmek BHK ile ödüllendirilmektedir.

Sağlık hizmeti kolektif bir emek sürecidir. Konsültasyon, olgu tartışması, asistan eğitimi, bilimsel çalışma, deneyim aktarımı ve meslektaşa yardım nitelikli sağlık hizmetinin vazgeçilmez parçalarıdır. Hekimlerin birbirlerine göre ücretlendirildiği bir düzen ise iş birliği ve dayanışma yerine rekabeti teşvik eder. Eğitim ve bilimsel emeği işlem üretme baskısı karşısında ikincilleştirir. Bunun sonucu, çalışma barışının bozulması ve sağlık hizmetinin niteliğinin zedelenmesi olacaktır.

BHK, toplam kaynakta artış güvencesi sunmadan hekimi daha çok çalıştırıp ve emeğini değersizleştiren, hekimleri birbirleriyle rekabete yönelten performans rejiminin yeni aşamasıdır.

 TTB’nin Talebi Açıktır

Türk Tabipleri Birliği’nin talebi açıktır: BHK uygulamasından vazgeçilmelidir. Hekimlerin geliri değişken, dönemsel ve rekabete dayalı teşviklere mahkûm edilmemeli, izin ve hastalık dönemlerinde kesilmeyen, emekliliğe yansıyan, tek kalem ve güvenceli temel ücrete dayanmalıdır. Ücretlendirme sistemi açık, denetlenebilir ve sağlık emek-meslek örgütlerinin katılımıyla oluşturulmalıdır. Klinik bağımsızlık, ekip dayanışması ve hastanın gereksinimini esas alan nitelikli sağlık hizmeti korunmalıdır.

Sorunları daha fazla yan yana gelerek, mücadeleyi ortaklaştırarak aşabileceğimize inancımız tamdır.