SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURULUŞLARINDA GÖREVLİ
PERSONELE DÖNER SERMAYE GELİRLERİNDEN EK ÖDEME YAPILMASINA DAİR YÖNERGE
İNCELEMESİ (BİRİNCİ BASAMAK)
Yönergenin amacının belirtildiği
birinci maddenin içeriğinde “Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında
çalışan personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı,
performansı, serbest çalışıp çalışmaması, kuruluşlarda
yapılan muayene, girişimsel işlemler ile özellik arz eden riskli bölümlerde
çalışma gibi unsurlar esas alınarak, sağlık kuruluşlarında, sağlık
hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik
edilmesinin sağlanması amacıyla (…) personele döner sermayeden yapılacak ek ödemenin oran, usul ve
esaslarını belirlemektir.” ifadesi yer almaktadır. Bu amaç kapsamında belirtilen “çalışma
şartları”, “hizmete katkı”, “performans” kavramları açıklıkla
tanımlanmalıdır.
Dördüncü maddenin;
c fıkrasında “Bakanlığa bağlı döner sermayeli
kuruluşlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu”na bağlı olarak çalışan
bireyler “personel” olarak
tanımlanmıştır. Aynı yasa kapsamında görev yapan ve halka aynı hizmeti sunan
ancak Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışmayan bireyler söz konusu yönergenin
getirdiği haklardan dışlanmışlardır. Bu düzenleme mevcut hali ile anayasanın
eşitlik ilkesine aykırıdır.
o fıkrasında “dönem içinde nöbet izinleri hariç, yıllık
izin, mazeret izni, sağlık kurulu veya tek tabip raporlarına istinaden
kullanılan hastalık izinleri, ücretsiz izinler sebebiyle çalışılmayan günler
eksik çalışılmış gün olarak kabul edilerek, o dönem içindeki gün sayısından
eksik çalışılmış sayılan gün sayısının çıkarılması sonucu bulunan çalışılan gün
sayısının o dönem içindeki toplam gün sayısına bölünmesi sonucu bulunan
katsayı” “Aktif Çalışılan Gün
Katsayısı” olarak tanımlanmıştır. Bireylerin sağlık veya başka bir
sorunları nedeniyle kullanmak zorunda kaldıkları mazeret ve hastalık
izinlerinin “eksik çalışma” olarak
görülmesi özlük hak gaspı olarak değerlendirilmiştir.
Beşinci maddenin;
c fıkrasında “Bağış, faiz
geliri gibi personelin katkısına dayanmayan döner sermaye gelirleri hiçbir
şekilde personele dağıtılamaz.” hükmü yer almaktadır. Oysa ki “faiz geliri” çalışanın
hastane kapsamında sunduğu hizmetten elde edilen gelir sayesinde oluşmuş bir
kaynaktır. Hükümde ifade edilenin aksine bu gelirin oluşmasında personelin
katkısı yadsınamaz. Bu bakış açısı nedeniyledir ki “faiz geliri”nin de
personele dağıtılması gereklidir.
d fıkrasında yönergeyi suistimal
eden, usulsüz ve etik dışı işlemlerde bulunan tabip hakkında yürütülecek idari
soruşturma ile Sağlık Müdürlüğü yetkili kılınmıştır. Kanımızca bu yetki etik
ilkeler ve sorumluluklar çerçevesinde meslek örgütü olan Türk Tabipleri Birliği
ve ona bağlı Oda’lara tanınmalıdır. Öte
yandan etik dışı yaklaşımlarda bulunacak tabip dışı personel için bir tanım
yapılmaması eksikliktir. Yukarıda tanımlanan yaklaşım dahilinde düzenlenmesi
gereklidir.
e fıkrasında “Döner Sermayesi bulunmayan kurum veya kuruluşlarda geçici veya re'sen
görevlendirilen personel bir yıl içinde toplam üç ayı geçmemek kaydıyla asıl
kadrosunun bulunduğu kuruluşun ek ödemesinden faydalanır.” hükmü mevcuttur.
Önerilen durum siyasi iktidarlar
tarafından sürgün ve ceza metodu olarak kullanılabilir. Bu nedenle kent
genelinde hangi kurumda görev yaparsa yapsın meslek onuruna yakışır düzeyde
ortaklaştırılmış ek ödeme miktarının tüm personele dağıtılması sağlanmalıdır.
i fıkrasında tanımlanan “Doğal afet, savaş, salgın
hastalık,seferberlik ve olağanüstü hallerde, görevlendirme süresince personele
kadrosunun bulunduğu kuruluştan (…) net performans puanı hesaplanarak ek ödeme
yapılmaya devam edilir.” hükmüne, görev yapılan ortamın zorluğu ve görev
risk katsayısının da dahil edilmesi gereklidir.
o fıkrasında gelir kaynağı olarak resmi
sevkli ve yeşil karnesi bulunmayan hastalar için “döner sermaye makbuzu” tanımlanmıştır. Hastalara cepten ödeme
yapma zorunluluğu getiren bu uygulamanın kabul edilmesi mümkün değildir. Sosyal
bir devlet tüm yurttaşlarına sosyal güvenlik hizmeti sunmak zorundadır. Sosyal
güvenlik kapsamında olmayan bireylere sunulacak sağlık hizmetinin finansmanını
devlet karşılamak zorundadır.
t fıkrasında personele ek puan
kazandıracak olan “Personelin Yaptığı İşe
İlişkin Bilgi ve Yeteneği, İşini Düzenli ve Kaliteli Yapabilme, Bağımsız İş
Yapabilme ve İnisiyatif Kullanabilme, Verilen İşi Organize Edebilme Becerisi,
Kendini Geliştirme Gayreti, Amir ve Çalışma Arkadaşlarına Karşı Tutum ve
Davranışları, Hizmet Sunduğu Kesime Karşı Tutum ve Davranışları, Birim
Tarafından Yapılan İşlerin Geliştirilmesine Katkısı, İşin Güçlüğü ve Riski” gibi
faktörler muğlak kavramlardır, siyasi/politik/idari istismara açıktır. Bu
kavramlar yerine daha somut ve ölçülebilir faktörlerin tanımlanması ve
tanımlanan tüm kavramların her birey için değerlendirme yetkisinin Sağlık
Müdürü’ne değil, o kurumdaki meslek örgütü temsilcisine tanınması gereklidir.
Madde 6’da tanımlanan “İl Döner Sermaye Komisyonu”nun
yapılanmasında meslek örgütü temsilcisinin yer alması gereklidir. Ayrıca bu
komisyonda hemşire/ebe, çevre sağlık teknisyeni/sağlık memuru ve
teknik/yardımcı/genel idari hizmet temsilcisi bulunurken, sağlık birimlerinde
görev yapan tabiplerin temsilcisi yoktur. Bu çarpıklık anlaşılmaz bir durumdur,
düzeltilmesi gereklidir. Öte yandan “İl
Döner Sermaye Komisyonu”nun bileşiminde mevcut yapılanmanın aksine sahada
görev yapan sağlık personelinin niceliksel ağırlığı bulunmalıdır. Ayrıca var
olan hükmün aksine söz konusu komisyona seçilen üyelerin birinci yıl görev
süresi bitiminde yeniden seçilmeleri mümkün olmamalıdır.
12. madde kapsamında belirtilen “Koruyucu Sağlık Hizmetler Puanı” ölçütlerine
Bebek Ölüm Hızı, Postneonatal Bebek Ölüm Hızı, Çocuk Ölüm Hızı, Anne Ölüm Hızı,
Yaşam Umudu gibi bilimsel ve objektif ölçütler eklenmelidir.
“Verem Savaş
Dispanserlerinin o ay ki “Verem Savaş Dispanserleri Aylık Çalışma Formu”na göre
yaptıkları çalışmalar”ı
değerlendirmesi gereken kurum, halen 12. madde kapsamında belirtildiği gibi “Döner Sermaye Komisyonu” değil, TTB, Toraks Derneği ve Verem
Savaşı Derneği temsilcilerinden oluşan kurul olmalıdır.
15.
maddede belirtilen net performans puan hesabında tabip dışı personelin için
kullanılan “Hizmet Alanı-Unvan Katsayısı” yükseltilmelidir.
18.
maddede döner sermaye gelirlerinin tahsilinde gecikme olması halinde sağlık
personeline yapılacak ödemenin altı ay geciktirilebileceği ifade edilmektedir.
Görev yapan personelin kendisine bağlı olmayan bir nedenden dolayı mağdur
edilmesi kabul edilemez. Yönergede tanımlanan şartların oluşması halinde,
sağlık birimlerinin kamusal güce bağlı kurumlar olduğu hatırlanarak hazine
kaynaklarından transfer yapılması ve kamusal otorite olan devletin tahsilatı
takip etmesi gereklidir.
Yönergenin eklerinde
tanımlanan katsayıların bilimsel ölçüt temeline
dayanmadığı saptanmıştır. Önerilen katsayı puanlarının yapılan işe, alınan
sorumluluğa, üstlenilen riske uygun biçimde yeniden düzenlenmesi
gereklidir.
Özetle;
Sağlık
personeline döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödeme yönergesi
değerlendirildiğinde;
a) Halen var olan
uygulamanın sadece nicelik ölçtüğünü, niteliği dikkate almadığı,
b) Denetim
mekanizmasının bulunmadığı,
c) Mevcut hali
ile suistimale imkan tanıdığı,
d) Farklı sağlık
hizmet sunumları arasında katsayı uygulaması açısından bilimsel ölçüt
bulunmadığı,
e) Sağlık
çalışanları arasında çalışma barışını yok ettiği,
f) Sağlık hizmet
sunumunda reklam uygulamalarını arttırdığı,
g) Koruyucu
sağlık hizmetlerini aksattığı,
h) Üniversite,
SSK ve Devlet hastaneleri arasında hizmeti sunan bireyler açısından ayrımcılığa
neden olduğu,
ı) Onlarca yıldır
dezavantajlı konumda bulunan kamu hastanelerinin mağduriyetlerinin arttığı,
i) Ek ödemenin
emeklilik ve özlük haklarına yansımadığı saptanmıştır.
Gaziantep-Kilis Tabip Odası, hastanın cepten ödeme yolu ile kaynak yaratmadığı bir finans sistemi biçiminde, “eşit işe eşit ücret” mantığıyla, objektif-bilimsel ölçütler ışığında, meslek örgütlerinin denetim başta olmak üzere her aşamada söz ve yetki sahibi olduğu bir işleyiş dahilinde, nakit kaynak dışı performans çeşitliliğini tanımlayan bir vasıfta, sağlık çalışanlarının emeklilik ve özlük haklarına yansıyacak biçimde yönergenin yeniden düzenlenmesini ve kamu hastanelerinin teknik donanım-alt yapı eksikliklerinin tamamlanmasını talep etmektedir.